Linus Maxwell tarafından akşam yemeğine davet edilince aklı başından gider. Feryatları salonda hazır bulunan diğer herkesin adeta donup kalmasına yol açmış, kulağı tırmalayan sesi aksi halde çıt çıkmayan mekânda yankılanıp durmuştu. Bacaklarını toplayıp acıyı savuşturmak için uğraşıyordu. Kafasını kaldırıp birisiyle –herhangi bir kimseyle– göz göze gelmeye çalışıyordu.Maxwell, bu yemek sonrasında Penny’yi Paris’e uçuruverir. Duruşma salonunda başka kadınlar bulunsaydı da fark etmezdi. Geçen birkaç ay içinde kadınların hepsi gözden kaybolmuştu. Penny çırpınırken seyirci kalanların –hâkim, jüri üyeleri, izleyiciler– hepsi erkekti. Bu tecavüze uğrayan sadece tek bir kadının sesi olmaktan çıkmıştı. Adamlardan biri başını avuçlarının arasına almış, elleriyle kulaklarını kapatmış ve gözlerini yummuştu.Onun hedefleri bir yüzyıl önceki radikal kadınların amaçladıklarıydı… Ama bütün elden düşme hedefler gibi, bu ona sıkıntı veriyordu.

figen kzn canli porno sikisi-46figen kzn canli porno sikisi-10figen kzn canli porno sikisi-90

Bütünüyle ortadan kalkmamış bir Victoria dönemi hayalinin kırıntılarının bulaşmadığı bir şıkkı arıyordu.

Penny dosdoğru feminizmin ötesinde, yüreğini hoplatan bir şeyi arzuluyordu!

Sonra da kendilerini odalarına kapatıp hiç dışarıya çıkmazlar. Maxwell’in erotizme dayanan dünya hâkimiyeti planının önüne geçmek gerekir. Jüri irkilmiş, izleyici bölümündeki muhabirlerse sinmişlerdi. Duruşma salonundakilerden hiçbiri imdadına koşmamıştı. Zabıt kâtibi klavyeye yumulmuş, Penny’nin sözlerini kaydetmeye devam etmişti: “Herhangi birinize sesleniyorum, canımı yakıyor! Bir mübaşir başını öne eğip göğsüne takılı mikrofona doğru mırıldanmıştı.

Dirseklerini ve dizlerini savurup kurtulmaya gayret ediyordu.

“Hanımefendi, o herifle evlenseydin para içinde yüzerdin…” Cornelius Linus Maxwell. Penny ne, Simone de Beauvoir affetsin, üçüncü dalgaya özgü herhangi bir şey, ne de, Bella Abzug üstüne alınmasın, post-herhangi bir şey olmak istiyordu. Anthony ve Helen Gurley Brown’ın zaferlerini tekrar etmeyi canı çekmiyordu.

Ev kadınına karşı avukatın, Bakire Meryem’e karşı kaltağın dışındaki seçeneklere ihtiyacı vardı.Penny tıka basa dolu federal duruşma salonunda saldırganı durdurmak için kılını bile kıpırdatmayan insanların gözü önünde tecavüze uğramakla kalmamış, şimdi de ambulans görevlileri onun bir budala olduğunu düşünüyorlardı. Aynı boyalı basın Penny’ye de “Gıcık’ın Külkedisi” adını takmıştı. Ebeveyninin hayallerinin yerine hocalarının dogmalarını koymuştu ama bu bakış açılarının hiçbiri iliğine işlemiş değildi.İlki ambulansa kadar “Onunla evlenmeliydin” diyerek haline şaştığını belirtmeyi sürdürmüştü. Paraya para demeyen bir zampara diye nam salmasından ötürü boyalı basın onu genellikle “Climax-Well” diye adlandırıyordu. Doğrusu Penelope Anne Harrigan hâlâ ebeveyninin –uysal, akıllı, sorumluluk sahibi– hayırlı kızı gibi davranıyordu. Her zaman başkalarının, yaşlıların öğütlerine uyuyordu. Ama o ebeveyninin ve onu kendi evlatlarıymış gibi koruyanların rızasını almanın ötesindeki bir şeyin hasretini çekiyordu.“Ezik çağdaş erkek ruhunun klasikleşmiş portresinin çizildiği Dövüş Kulübü’nün yazarı şimdi de kadın hazzına dair karanlık pazarlama imkânları hakkında bir roman kaleme almıştır. Asansörü bile bulunmayan tek odalı bir apartman dairesini iki arkadaşıyla paylaşmaktadır. “Orgazm-Pınarı” lakaplı, yazılım mega-milyarderi, dünyanın en nefes kesici ve en başarılı kadınlarının sevgilisi, seçkin C. İzleyiciler arasından az sayıda el tereddütle yükselip avuçlanan cep telefonlarıyla gizlice resim veya birkaç saniyelik video çekmişti. Penny Harrigan Manhattan’daki büyük bir hukuk bürosunun alt kademe çalışanlarından biridir. Ön sıradaki eskiz sanatçıları saldırganla boğuşmasını, yırtık giysilerinin dalgalanmasını, arapsaçına dönmüş perçemlerinin havayı dövmesini seri çizgilerle ebedileştirmeye çalışıyorlardı.Ona rahat vermeyen, onu baro sınavını geçmekten alıkoyan, kendini belli etmeyen bir güdüsü bulunduğu düşüncesiydi.